Atatürkçü Düşünce Derneği - Hamburg
Verein zur Förderung des Gedankenguts von Atatürk in Hamburg und Umgebung e.V.

Etkinlikler

____________________

05 Eylül 2021 

30 Ağustos 2021 Zafer Bayramı Kutlaması 

İşgal Yıllarından 30 Ağustos’a 

Derleyen: M. Serdar Temur

Sunum: M. Serdar Temur, Mehtap Kaplan-Gökçe, Murat Comart, Şuayip Karakuş, Ufuk Güngör

Çanakkale’yi İngiliz ve Fransızlar paylaşmıştı. 

Kars, Iğdır Ermeniler tarafından, Antep, Urfa, Maraş önce İngilizler, sonra pazarlık neticesi Fransızlar tarafından işgal edilmişti. Mersin, Antakya, İskenderun, Osmaniye’yi de işgal eden Fransızlar, ayrıca Zonguldak’a, Ereğli’ye asker çıkarıp kömür işletmelerimize de el koymuşlardı. 

İtalyanlar, Muğla, Bodrum, Datça, Marmaris, Fethiye, Köyceğiz, Selçuk ve Kuşadası’na yerleşmiştiler, askerleri Antalya’da, Konya’da, Burdur’da devriye geziyordu. 

Ordu dağıtılmıştı, silahları alınmıştı. 

İstanbul sokaklarında, İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikalı, Yunan, Cezayirli, Faslı, Hintli, hatta Japon askerleri devriye geziyordu. İşgali destekleyen Amerikan, İspanyol ve Japon savaş gemileri Marmara’ya demirlemişti. 

Fener Rum Patrikhanesi’nin kapısına Bizans bayrağı çekilmişti. İstanbul fiilen İngiltere toprağı olmuştu. İstanbul’a gelmek isteyen bir Türk, İngiltere’den vize almak zorundaydı. (1) 

İzmir Yunanlar tarafından işgal edilmişti. 

İşgalci emperyalist devletler, 1918-1920 yılları arasında Anadolu’nun paylaşımı konusunda aralarında çıkan anlaşmazlıkları çözmek için 102 oturum yapmış, görüşmüş, kendi aralarında ikili anlaşmalar yapmışlardı. (2) 

İngilizler vatanı işgal etmişti ama, Osmanlı padişahı Vahdettin İngiliz Dostları (Muhipleri) Derneğinin baş üyesiydi. Derneğin başkanı görülen Sait Molla aslında maşaydı, derneğin asıl başkanı İngiliz İstihbarat Teşkilatından rahip Robert Frew’dü. Yani yeryüzünün İslam halifesi, bir rahibin emri altına girmişti. 

Padişahın ablası ile evli olan başbakan Damat Ferit: “Bütün umudum Allah’ta ve İngiltere’de” diyordu. Ayrıca Amerikancılar da vardı. Onlar da Amerikan himayesine girmek istiyorlardı. 

Osmanlı’nın üç başkenti; Bursa, Edirne, İstanbul artık yoktu. 

Ve bu ortamda, 10 Ağustos 1920’de İstanbul’daki Osmanlı, işgali onaylayan, yurdu paramparça eden, Türkleri Anadolu’nun ortasına sıkıştıran Sevr Antlaşmasını imzaladı. Ankara’daki Büyük Millet Meclisi Antlaşmayı şiddetle reddetti, yok hükmünde saydığını tüm dünyaya ilan etti. 

Yıllarca süren savaşlar sonucu kadın nüfusu erkek nüfusunun altı katı olmuştu. Her bir erkeğe karşılık altı kadın vardı. (3) 

Frengi hastalığı, fuhuş ve de eşkıyalık patlamıştı. 


Değerli Konuklarımız, 

Değerli Üyelerimiz, 

Değerli Yurtseverler, 

Kurtuluş Savaşının büyük zaferini, 30 Ağustos Zafer Bayramı‘nın 99’uncu yılını anmak için toplandık. Hoşgeldiniz. Albay Bekir Sami’nin ifadesiyle: “Kurtuluş Savaşı, aslında, kendi vatanlarında vatansız kalanların, vatan yapma mücadelesidir.” (4) 

Son yıllarda Atatürk merkezli tarihi olaylar ve zaferler başka tarihi olaylarla ve zaferlerle gölgelenmek isteniyor. 23 Nisan'ı gölgelemek için aynı dönemlere denk gelen Kut Zaferi; 19 Mayıs'ı gölgelemek için de 29 Mayıs İstanbul'un fethi öne çıkarılıyor. Ağustos ayındaki Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi de Malazgirt Zaferi'yle gölgelenmek isteniyor... Yine aynı şekilde, bundan tam yüzyıl önce 23 Ağustosta başlayıp 13 Eylülde biten Sakarya Meydan Muharebesi de hakkettiği görkemle anılmıyor. 

“Fetihleri” hatırlayıp “kurtuluşları” unutmak, o toprakları yeniden vatan yapanlara büyük bir saygısızlıktır. (5) 

Emperyalizm, işgal ettiği, sömürmek istediği ülkelerin gelişmesini, çağdaş olmasını hiç bir zaman istememiştir, istemez. 30 Ağustos Zaferi kazanılamasaydı, Cumhuriyet ilan edilemez, demokratik, laik, kadın-erkek eşitliğine, hukukun üstünlüğüne dayanan, yani Türkiye’yi çağdaşlaştıran Cumhuriyet Devrimleri yapılamazdı. 

30 Ağustos, ‘Kurtuluş’u belirleyen savaştır. ‘Kurtuluş’ olmadan ‘Kuruluş’a başlanamazdı. 

Bu süreçte “... Ankara yönetimi, birden çok devlet, millet ve toplulukla savaşıp çekişmiş, çatışmıştır; barış görüşmelerinde de yine birçok devletle mücadele etmek zorunda kalmıştır.“ (6) 

1921 Sakarya savaşında 220 bin kişiye ulaşan Yunan kuvvetleriyle birlikte,   İngiliz, Fransız, İtalyan, Hintli kuvvetleri, Ermeni ve Pontus Çeteleri ve bunların dışında Anadolu’daki iç isyancıları da hesaba katarsak, “Kurtuluş Savaşı’nda Türk ordularının karşısındaki düşman gücü ortalama 322.000 kişi civarındadır”. (7) 

İşte işgalcilerin hiç beklemediği ‘Büyük Taarruz’ yani ‘Büyük Hücum / Büyük Saldırı’ 26 Ağustos 1922’de bu şartlarda, baskın şeklinde başladı ve 30 Ağustos’ta zaferle tamamlandı. Mustafa Kemal Atatürk’ün komuta ettiği bu beş güne ‘Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ diyoruz. 

Zafer sonrası 11 Ekim 1922’de Türklerin zaferini dünyaya ilan eden Mudanya Ateşkes Antlaşmasında, yenilip perişan olan işgalci Yunan tarafı, sonuçta masada bile yer almadı. Antlaşma, Ankara hükümetiyle Yunanistan’a çok yüklü silah ve maddi destek veren, kışkırtan, şımartan İngiltere’yle, Fransa ve İtalya arasında yapıldı. Sadece bu gerçek bile esas düşmanın kim, ya da kimler olduğunu çok açıkça göstermektedir. 

Mudanya Ateşkes Antlaşmasına göre Doğu Trakya, Edirne’yi de içine alacak şekilde Yunanlar tarafından boşaltıldı, İstanbul ve Boğazlar, bazı kayıtlarla Kuvay-ı Milliye’ye (Türk Milli Kuvvetlerine) bırakıldı. 

30 Ağustos Zaferiyle, işgal edilmiş olan Türk Yurdu emperyalistlerden, onların maşası olan işgalcilerden ve Türk Milleti de sömürge olmaktan kurtuldu ve yine bu zaferle Lozan antlaşmasına giden yolun önü açıldı. 

Lord Curzon Lozan görüşmelerinde gayet pişkince: “Siz, Yunanistan’ı yendiniz, İngiltere’yi değil; bunu unutmayın” derken, İsmet İnönü’nün aklından geçenler şüphesiz şöyleydi: 

‘Güneyde müttefikiniz Fransızları yendik. Onun silahlandırdığı Ermenileri ve Pontus çetelerini yendik. Müttefikiniz İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırdık. İstanbul yönetimiyle birlikte azdırdığınız isyancıları yendik. Silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye’yi yendik. En son olarak da maşanız Yunan ordusunu denize döktük. Mondros’u yendik, Sevr’i yendik. Üçlü anlaşmayı yendik. Bunların hepsinin arkasında siz vardınız, hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi. Biz, asıl sizi yendik. Entrikalarınızın nedeni bu. Bunu örtbas etmeye, kaybınızı gidermeye çalışıyorsunuz. Biz sizi burada da yeneceğiz!’ (8) 

Aynen de öyle oldu. Zaferden on bir ay sonra, 24 Temmuz 1923’te, yani Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık üç ay önce Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu olan Lozan antlaşması, tam bağımsızlığımızın tescili olarak imzalandı. 

Sonra 6 Ekim 1923'te İstanbul, istilacı emperyalistlerden, yani en başta İngilizlerden, silahsız bir zaferle kurtuldu. Ve işgalciler Atatürk'ün ifadesiyle “geldikleri gibi gittiler”. Hemen ardından, 29 Ekim 1923’te yine Atatürk’ün önderliğinde antiemperyalizm, uygarlaşma ve çağdaşlaşma temeline oturtulan ama aslında uygulama şekliyle 23 Nisan 1920’de kurulmuş olan bağımsız Cumhuriyetimiz ilan edildi. 

Mustafa Kemal Atatürk, savaş anılarını konuşmaktan hoşlanmayan, “ulusun yaşamı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir” ( ) diyen, “Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük olan bir amacı elde etmek için gereken en belli başlı araçtır.” (10) diyen bir komutan. 

O'nun için askeri orduların dışında iki ordu daha vardır. Eğitim ve kültür ordusu, ekonomi ordusu. 

Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşının yaşandığı yerlere, savaştığı diğer alanlara daha sonra hiç gitmedi. Yalnız Cumhuriyetin ilanından bir sonraki sene, yani 1924 yılının 30 Ağustos’unda Dumlupınar’da, “Şehit Asker” anıtının temelinin atılışında, sanki tarihe sunulan bir belge gibi anlamlı, ama bir o kadar da duygulu bir konuşma yaptı: “... gerçek niteliği bugünkü açıklamalardan çok, yarın, tarihin yargıçları olan araştırmacıların incelemeleriyle, daha iyi anlaşılabilecektir” ... dedikten sonra, bu büyük savaşta Türk milletinin, kendisini başkomutanlığa layık gördüğü için duyduğu mutluluğu dile getirdi: “... Bu görevin mutlu anısını, ulusuma duyduğum minnetle, ömrüm oldukça övünerek saklayacağım.” 

Destan gibi bir anlattığı bölüm, Şevket Süreyya Aydemir’in tanımıyla, “savaş alanında yapılan bir barış söylevi, savaş edebiyatının bir şaheseridir.” (11) 

“... Güneş batıya yaklaştıkça, kanlı ve ölümlü bir kıyametin kopmak üzere olduğu bütün ruhlarda seziliyordu. Bir zaman sonra dünyada büyük bir yıkım olacaktı. Ve beklediğimiz kurtuluş güneşinin doğabilmesi için bu yıkım gerekliydi. Karanlıklar içinde bu yıkım gerçekleşmeli idi. Gerçekten gökyüzünün karardığı bir dakikada Türk süngüleri düşman dolu o sırtlara saldırdılar. Artık karşımda bir ordu, bir kuvvet kalmamıştı. Tümüyle mahvolmuş, perişan bir kılıç artığı kitle bulunuyordu. Kendilerinin dediği gibi çok korkan ve titreyen, şekilsiz bir kitle, tuhaf bir karmaşa halinde kaçmak için açıklık arıyordu. Artık gecenin koyulaşan ağırlığı, sonucu gözle görmek için güneşin tekrar doğudan doğmasını beklemeyi zorunlu kılıyordu.” 

Sonra, ertesi gün savaş alanını gezerken karşılaştığı görüntüleri dile getirdi, hem “gerçek bir kıyamet yeri” olarak tanımladığı savaş alanını, hem de savaşın felsefesini yaptı: (12) 

“... ertesi gün tekrar bu savaş alanını dolaştığım zaman, ordumuzun kazandığı zaferin yüceliği ve buna karşılık düşman ordusunun düşürüldüğü felâketin büyüklüğü beni çok duygulandırdı. Karşı sırtların gerilerindeki bütün vadiler, bütün dereler, bütün kapalı kalmış yerler bırakılmış toplarla, otomobillerle ve bitmez tükenmez donatım ve malzeme ile ve bütün bu bırakılan şeylerin aralarında yığınlar oluşturan ölülerle ve toplanıp merkezlerimize gönderilmekte olan sürü sürü esir gruplarıyla, gerçekten bir kıyamet yerini andırıyordu.” 

“... savaş ve özellikle meydan savaşı yalnız karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir Milletlerin çarpışmasıdır. Meydan savaşı, milletlerin tüm varlıklarıyla; teknik alandaki başarılarıyla, ahlaklarıyla, kültürleriyle, erdemleriyle, kısacası gözle görünür görünmez bütün güç ve varlıklarıyla, her türlü araç ve olanaklarıyla çarpıştığı bir sınav alanıdır. Bu alanda çarpışan milletlerin, gerçek güçleri ve değerleri ölçülür. Sonuç, yalnız gözle görünür gücünün değil, bütün güçlerin, özellikle ahlaktan ve kültürden gelen güçlerin üstünlüğünü ortaya koyacaktır.” 

“... Tarih; başlarındaki taht sahipleri ya da hırslarını yenemeyen politikacılar elinde, birtakım boş ve yersiz isteklere oyuncak olmuş istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı, buradaki gibi korkunç sonuçlarla doludur... Türk vatanını ele geçirmek düşüncesini, Türk'ü tutsak etme hayalini genel, ortak bir düşünce haline koymaya çalışanların da hak ettikleri sondan kurtulamamış olduklarını gözlerimizle gördük.” 

“... bir memleketi ele geçirip işgal etmek, o memleketlerin sahiplerine hükmetmek için yeterli değildir. Bir milletin ruhu ele geçirilmedikçe, bir milletin kararlılığı ve iradesi kırılmadıkça, o millete hükmetmenin imkânı yoktur. Halbuki yüzyılların çocuğu olan bu millî ruh, kalıcı ve sürekli bir millî iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz. 

Tutsak olmak istemeyen bir milleti, esaret altında tutmayı başarabilecek kadar güçlü zorbalar, artık dünya üzerinde kalmamıştır. Türk milleti burada kazandığı zaferle, gösterdiği azim ve irade ile bu gerçeği tarihin sinesine çelik kalemle yazmış bulunuyor.. 

Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son devresi olan 30 Ağustos Savaşı, çok parlak zaferlerle dolu Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir... Burada kazanılan zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir yön vermede bu kadar etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. 

Açıktır ki, yeni Türk Devleti’nin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı. Sonsuz yaşamı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçuşan şehit ruhları, devlet ve  cumhuriyetimizin sonsuz koruyucularıdır... 

Burada temelini attığımız “Şehit Asker” anıtı... Türk vatanına göz dikeceklere, Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, saldırısını, gücü ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır.“ 

“... Milli egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, tahtlar taçlar yanar, yok olur. Milletlerin tutsaklığı üzerine oturtulmuş kurumlar, her yerde er geç yıkılacaktır. Avrupa’nın ortasından, Doğu’nun öbür ucundaki binlerce yıllık ülkelere bakacak olursak, Osmanlı İmparatorluğu’nun hak ettiği sonu daha iyi anlarız. 

Arkadaşlar, saraylarının içinde Türk'ten başka unsurlara dayanarak, düşmanlarla birleşerek Anadolu'nun, Türklüğün karşısında yürüyen çürümüş gölge adamlarının Türk vatanından sürülmeleri, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir harekettir.” 

“... Bunca acıya katlanıp yıkımlara uğradıktan sonra, Türk artık öğrenmiştir ki, bu yurdu yeniden kurmak ve orada mutlu ve özgür yaşayabilmek için egemenliği hiç elden bırakmamak ve evlatlarını Cumhuriyet bayrağı altında, örgütlü ve bilinçli bulundurmak gereklidir.” 

“... Yüzyıllardan beri Türkiye’yi yönetenler, çok şeyler düşünmüşler, ancak bir şeyi düşünmemişlerdir. Türkiye’yi. Bu düşüncesizlik yüzünden, Türk vatanının, Türk milletinin uğradığı zararları, ancak bir şekilde giderebiliriz. Türkiye’de Türk’ten başka bir şey düşünmemek. Ancak bu düşünceyle hareket ederek her türlü kurtuluş ve mutluluk hedeflerine ulaşabiliriz.” 

Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e göre: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” ve “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.“ 




Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazısıyla “Türk Milleti” tarifi. (13) 

Gazi, konuşmasına daha sonra “... ileriye değil, geriye bakmak bilgisizliği ve ihtiyatsızlığını gösterenler genel medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdurlar” diye devam etti.  

“Efendiler! Milletimizin hedefi, milletimizin ideali bütün dünyada tam anlamıyla medeni bir toplum olmaktır. Çünkü dünyada bir milletin varlığının değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı medeni eserlerle orantılıdır. Medeni eser yaratmak yeteneğinden yoksun olan milletler özgürlük ve bağımsızlıklarını kaybetmeye mahkûmdur. 

Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak hayatın şartıdır. Bu yol üzerinde ileriye değil, geriye bakmak bilgisizliği ve ihtiyatsızlığını gösterenler genel medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdurlar... Medeniyet yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen alanında başarılı olmak için tek gelişme ve ilerleme yolu budur. Yaşamayı ve gelişmeyi sağlayan hükümlerin zamanla değişmesi, gelişmesi, yenileşmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.“ (14) 

“Uygarlığın buluşları, fennin harikaları, dünyayı şekilden şekile geçirttiği bir dönemde, yüzyıllık eskimiş düşüncelerle, geçmişe tapınmakla varlığını korumak mümkün değildir.” 

Lozan’da görüşmelere ara verilmişti, işgalciler kapitülasyonları kaldırmaya kesin olarak yanaşmıyorlardı. Mustafa Kemal o arada 17 Şubat 1923’te, İzmir’de Ekonomi (İktisat) Kongresini toplamıştı. O kongrenin açılışında: 

“Siyasal, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa, kazanılan zaferler devamlı olmaz, az zamanda söner.” demişti. (15) 

İşte o sözlerin benzerini burada da paylaştı: 

“... Milletimiz burada belirlediğimiz büyük zaferden daha önemli bir görev peşindedir. O zaferin anlaşılması milletimizin ekonomi alanındaki başarılarıyla mümkün olacaktır. Bilirsiniz ki, ekonomik açıdan zayıf bir yapı fakirlikten kurtulamaz, kuvvetli bir uygarlığa, refah ve mutluluğa kavuşamaz, sosyal ve siyasal felâketlerden yakasını kurtaramaz... Hiçbir uygar devlet yoktur ki, ordu ve donanmasından önce ekonomisini düşünmüş olmasın.” 

“... Ulusumuzdaki güçlü karakter, sarsılmaz inanç, ateşli milliyetçilik; ekonomik gelişmeyle gerektiği gibi güçlendirilmelidir.” 

“... bugün, insanca yaşamanın koşulları bütün kesinliği ile ortaya çıkmıştır... Akla aykırı uydurma şeyler, kafalardan çıkmalıdır. Her türlü yükselme ve gelişmeye istekli milletimizin sosyal devrim adımlarını kesmek, küçültmek isteyen engeller ortadan kaldırılmalıdır... Son sözlerimi, yalnızca ülkemizin gençlerine yöneltmek istiyorum: 

Gençler! Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz eğitimle, bilgiyle, insanlıktaki üstün niteliklerin, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. 

Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz..” 

Atatürk’ün, O’nun silah arkadaşlarının, tüm şehitlerimizin, canını vatanı için, tam bağımsız Türkiye için veren kahraman şehitlerimizin önünde minnetle, saygıyla eğiliyoruz. Ruhları şâd olsun. 30 Ağustos Zafer bayramımız kutlu olsun. 

Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunar, aydınlık, iyi günler dilerim. 

Mehmet Serdar Temur 

(1) Yılmaz Özdil, Son Cüret, 1.Basım, s. 29-35, 62, 194 

(2) Sinan Meydan, 30 Ağustos ruhu, Kemalist bir Türk’ün idamı ve bugün, 28 Ağustos 2010 

(3) Yılmaz Özdil, Son Cüret, 1.Basım, s. 297 

(4) a.g.e. s. 71 

(5) Sinan Meydan, Bu toprakları yeniden vatan yapan zafer Büyük Taarruz, 27 Ağustos 2018 

(6) Turgut Özakman, Vahdettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele, s. 449. 

(7) Sinan Meydan, 30 Ağustos ruhu, Kemalist bir Türk’ün idamı ve bugün, 28 Ağustos 2010 

(8) Turgut Özakman, Cumhuriyet, Bilgi Yayınevi, Ekim 2009, 11. Baskı, s.189 

(9) 1923, Adana 

(10) 16 Eylül 1921, Ankara 

(11) Metin Aydoğan, 30 Ağustos Zaferi ve büyük “Barış Söylevi” 30 Ağustos 2013 (“Atatürk’ün İstanbul’daki Çalışmaları” Sadi Borak, Kaynak Yay., 2. Bas., İstanbul-1998, sf. 75 ve 77) 

(12) Hâkimiyet-i Milliye, 31.08.1924 

(13) Prof. Dr. Afet İnan, Medenî Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün el yazıları, Atatürk Araştırma Merkezi, s. 425 

(14) Sinan Meydan, Türkiye’nin Rönesans Ufku, 28 Ağustos 2010, 12 Ekim 2020 (Atatürk'ün Bütün Eserleri, (ATABE), C.16, s. 288) 

(15) Sinan Meydan, 1923 Kuruluş ayarlarına dönmek, s. 301 (Atatürk’ün Bütün Eserleri C 15, s. 144) 







___________________

26 Ekim 2020

Değerli Dostlarımız,
Değerli Üyelerimiz, 

1 Kasım 2020 Pazar günü yapılması için çok emek verilerek tüm hazırlıkları tamamlanmış olan, Kovid 19 nedeniyle ancak sınırlı sayıda konuğumuzu ve üyemizi ağırlayabilecek şekilde düzenlemiş olduğumuz bu seneki Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonumuz, Yönetim Kurulumuzun 26 Ekim 2020 Pazartesi günü itibariyle aldığı bir kararla, Hamburg’da Kovid 19 vaka sayısının artması, virüsün bulaşma ihtimalinin yükselmesi nedeniyle, maalesef iptal edilmiştir. Anlayışınız için teşekkür eder, iyi ve sağlıklı günler dileriz.

Hamburg ve Çevresi Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD Hamburg) Yönetim Kurulu adına Başkan Mehmet Serdar Temur


M. Serdar Temur'un Kovid 19 pandemisi nedeniyle iptal edilen 29 Ekim 2020 Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu konuşma metni için 

(bkz.: Basın Açıklamaları)

___________________

25 Ekim 2020 

Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Hamburg'da her yıl GS Hamburg tarafından düzenlenen Cumhuriyet Futbol Salon Turnuvasında, turnuvaya ADD Hamburg adına katılan futbol takımı, katılan 5 takım arasından 3. oldu. Kovid 19 pandemisi nedeniyle turnuvaya az sayıda futbol takımı katıldı, sınırlı sayıda seyirci izleyebildi.

Foto galeri: 


___________________

28 Eylül 2020 

Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu için davetiyeler ADD Hamburg üyeleri ve konuklarımızla paylaşılmaya başlandı.

Davet (*)

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu 

ID-Diamond Eventlocation 

Oehleckerring 19 a, 22419 Hamburg

Arzu ve Mete’nin müzikleri eşliğinde

1 Kasım 2020, Pazar 

Giriş saati: 15:00

Başlangıç saati: 16:00

Etkinlik, geçen yıllardan farklı olarak tören ve bir dinleti şeklinde programlanmıştır.

Sıcak ve soğuk içeceklerin yanında tatlı ve meyve ikramı yapılacaktır. 


Değerli Üyelerimiz; 

Davetli sayımız, etkinliğe verilen izin çerçevesinde ancak 130 kişiyle sınırlıdır. 

(*) Aktif üyelerimiz (en fazla iki kişi) öncelikli olarak davetlidir. 

(*) Davetiye ADD Hamburg üyesine aittir, devredilemez.

(*) Davete katılacağınızı 9 Ekim 2020 Cuma tarihine kadar posta, ya da e-posta yolu ile onaylamanız gerekmektedir. Katılacak kişi sayısını (bir veya iki kişi) belirtiniz. 9 Ekim 2020 Cuma tarihine kadar, tarafınızdan yanıtlanmamış davetiye geçersiz olarak kabul edilecektir. 

Davet edilecek diğer konuklarımızın sayısı, etkinliğe katılacak üyelerimiz kesinleştikten sonra belli olacaktır. 

Bu davet;   

- Kovid 19 pandemisi nedeniyle Hamburg’da “alınması gereken önlemlerde herhangi bir değişiklik olmadığı sürece” geçerlidir.

- Alınması gereken koruyucu önlemlere ve her türlü hijyenik kurallara uyulmasını özellikle belirtiriz.


Bilgilerinize sunar, önlemler konusundaki anlayışınız için teşekkür eder, iyi ve sağlıklı günler dileriz.

Hamburg, 28 Eylül 2020 

Hamburg ve Çevresi Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu adına Başkan Mehmet Serdar Temur 


___________________

9 Şubat 2020 / Üyelerimizle Yeni Yıl Kahvaltısı

Hamburg ve Çevresi Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu olarak üyelerimizi 9 Şubat 2020 Pazar günü saat 11’de dernek binamız olan Haus 7 salonunda yeni yıl kahvaltısına davet ettik. Özenle hazırlanmış açık büfe kahvaltımızı sıcak bir ortamda hep birlikte yaptık. Yönetim Kurulu Başkanı M. Serdar Temur çalışmalar, etkinlikler, hedefler konusunda üyelerimizi bilgilendirdi, soruları yanıtladı. Yeni üyelerimizle tanışma, kaynaşma, konuşma fırsatımız oldu. 

Foto galeri: 


____________________

07 Aralık 2019 / ARD, NDR’in Rothenbaumchaussee 132 adresindeki binasının önünde protesto edildi.

ARD Televizyon Kanalı 01.12.2019 tarihinde “ttt - titel thesen temperamente” programında “Unutulmuş Katliam“, Atatürk Alevileri Nasıl Öldürttüalt başlıklı bir sözde belgesel yayınladı. Bu kabul edilemez, gerçeklerle örtüşmeyen, yanlış bilgilerle dolu, sorumsuzca sunulmuş yayın, NDR Hamburg’un Rothenbaumchaussee 132 adresindeki binasının önünde okunan basın açıklamasıyla protesto edildi.

(bkz.: Basın Açıklamaları)

Foto galeri: 


____________________

10 Kasım 2019 / Atatürk'ü Anma Günü

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa göçünün tarihi olan 10 Kasım bu yıl bir Pazar gününe denk geldi. Çok ender olan bu durum üzerine, ADD Hamburg Yönetim Kurulu olarak 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü törenini, dernek binamız olan Haus 7’de sabah saat dokuzu beş geçe başlatma kararı aldık.  

Katılımın yüksek olduğu tören, saat tam 9:05’te saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başladı. Yapılan sunumu derleyen M. Serdar Temur önce 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilişi ve Meclis tarafından oybirliği ile Atatürk’ün Cumhurbaşkanı seçilişinden sonra O’nun, hemen ertesi gün olan 30 Ekim 1923’te Başbakan İsmet İnönü'ye yazdığı mektubu okudu. Ardından Yönetim Kurulu üyeleri ve Mete Tiril sırayla Büyük Millet Meclisini, Kurtuluşu, Cumhuriyeti bizlere kazandıran, devrimleriyle çağdaş yaşamın önünü açan Ata’mız özdeyişlerini ve onunla ilgili anıları konuklarımızla paylaştılar.

Son olarak “Saat Kaç?“ belgeseli büyük ilgiyle izlendi.

Bu Törenimizle; benim manevi mirasım akıl ve bilimdir diyen Ata’mızı hep birlikte andık. O’na olan minnet duygularımızı çocuklarımızla, gençlerimizle birlikte yaşadık.

Foto galeri:  

____________________

29 Ekim 2019 / Cumhuriyet Bayramı Kutlaması - Class Event Saal Hamburg 

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 96. Yılı Class Event Saal’de yaklaşık 600 kişilik bir katılımla, görkemli bir şekilde kutlandı. 

İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlayan gecenin ilk açılış konuşmasını TC Hamburg Başkonsolosu sayın Yonca Sunel yaptı. Ardından ADD Hamburg Yönetim Kurulu Başkanı M. Serdar Temur, yaptığı “Hoş Geldiniz” konuşmasında özellikle Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliklerini sıraladı ve son söz olarak Bizim Cumhuriyetimiz aynı zamanda bir yaşam biçimidir” dedi. 

Sunumunu Mete Tiril’in yaptığı, Alman dost ve yakınlarımızın da aramızda bulunduğu, coşkuyla geçen geceye Aytun Ede ve arkadaşlarının müziği eşliğinde; sırasıyla Onur Gümrükçü ve Karin Solana tango gösterileriyle, Yörük Efeler zeybek gösterileriyle ve Murat İnce de Türkçe Rock konseriyle renk kattılar. 


M. Serdar Temur'un 29 Ekim 2019 Cumhuriyet Bayramı konuşması için

(bkz.: Basın Açıklamaları)

Foto galeri:  

____________________

30 Ağustos 2019 / Zafer Bayramı Kutlaması - Haus 7

30 Ağustos Zafer Bayramı, 30 Ağustos 2019 Cuma günü dernek binamız olan Haus 7’de kutlandı. Tören saat 19:30’da saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başladı. TC Hamburg Başkonsolosu sayın Yonca Sunel’in de katıldığı etkinliğe olan ilgi yoğundu. Falih Rıfkı Atay’ın “Çankaya” kitabından bazı alıntıları içeren “Büyük Taarruza İstanbul’dan Bakarken” adlı kısa film gösteriminin ardından M. Serdar Temur 30 Ağustos Zaferinin “Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluşu ve kuruluşundaki önemi” ve bu bağlamda “Yeni Türkiye Cumhuriyeti için öngörülen hedefleri” de içeren bir konuşma yaptı. 

Verilen kısa aradan sonra Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanından Üçüncü Bap “Arhaveli İsmail’in Hikayesi” ve Yedinci Bap “Bir Aletle Bir İnsanın Hikayesi”ni bir mizansenle okuyan M. Serdar Temur’a, piyanoda Mete Tiril, sunum ve teknikte Murat Büyükalp (İstasyon Tiyatro Hamburg) eşlik ettiler. 


M. Serdar Temur'un 30 Ağustos Zafer Bayramı konuşması için

(bkz.: Basın Açıklamaları)

Foto galeri: 


____________________

07 Haziran 2019 / 19 Mayıs etkinliğimizin gerçekleşmesine katkıda bulunan sponsorlarımıza yemek daveti

19 Mayıs 1919’un 100’üncü yıldönümü etkinliğimizin gerçekleşmesinde derneğimize katkıda bulunan sponsorlarımızı verdikleri destek ve gösterdikleri dayanışmadan ötürü 7 Haziran 2019 Cuma günü saat 20:00’de Am Stadtrand 66, 22047 Hamburg adresinde bulunan Ata Restaurant’ta yemeğe davet ettik.  

Foto galeri: 

____________________

19 Mayıs 2019 / 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Kutlaması

Kurtuluş Savaşının başlangıcı olan 19 Mayıs 1919 Atatürk’ün Samsun’a ayak basışının 100. Yıl dönümü, Elbe Nehrinde yapılan bir gemi turunda kutlandı. 

Arkadan çarklı Mississippi Queen Gemisindeki yaklaşık 500 kişi, saygı duruşu ve İstiklal Marşıyla başlayan törenin ve konuşmaların ardından, yemekli ve canlı müzik eşliğinde anlamlı ve coşkulu bir gün yaşadı. TC Hamburg Muavin Konsolosu Sayın Meral Akbilek Koray da bizlerle birlikteydi.

Hamburg limanından saat 12:00 gibi hareket edildi. Dört saat süren, açık ve güneşli havada geçen bu etkinliğe katılan tüm Türk ve Alman dostlar Wedel Willkommenhöf’te İstiklal Marşının çalınmasıyla duygu yüklü unutulmaz anlar yaşadılar.

M. Serdar Temur'un 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı konuşması için

(bkz.: Basın Açıklamaları)

Foto galeri: 

____________________

23 Nisan 2019 / 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlaması

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıl dönümünü, 27 Nisan 2019 Cumartesi günü Hamburg ve Çevresi Türk Toplumunun öncülüğünde, dokuz dernekle birlikte kutlandı. ADD Hamburg’un güçlü destek verdiği etkinlik, dernek binası Haus 7'nin de içinde bulunduğu August-Lütgens-Park’ta tam bir bayram havasında geçti.

Çocuklar ve aileleri erken saatlerde gelerek hem salondaki etkinlikleri coşkuyla izlediler, hem de güzel bir havada parktaki oyunlarla hoş zaman geçirdiler, çeşitli yiyeceklerin tadına baktılar. ADD Hamburg’un standında kurulan Çarkıfeleğe, orada kazanılan, dağıtılan hediyelere ilgi yüksek oldu. 

TC Hamburg Başkonsolosu sayın Yonca Sunel de bu renkli Bayram şenliğinde bizlerle birlikteydi. Alman dostlarımızın, komşularımızın yoğun ilgi gösterdiği kutlama, akşamın geç saatlerine kadar sürdü, yaklaşık 1.500 kişi katıldı.


M. Serdar Temur'un 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı konuşması için

(bkz.: Basın Açıklamaları)

Foto galeri: 

____________________

10 Şubat 2019 / Dernek binamız Haus 7’de toplanan Genel Kurulda yeni Yönetim Kurulu seçildi.

Genel Kurulda, önceki yönetim aklanmış ve ardından yeni Yönetim Kurulumuz seçilmiştir. Ardından derneğimizin Almanca adı ‘Verein zur Förderung des Gedankenguts von Atatürk in Hamburg und Umgebung e.V.’ olarak değişmiş ve ayrıca, yine gündemde önceden belirtildiği şekilde tüzüğümüzdeki bazı maddeler okunup, tartışılıp, oylanmış ve kabul edilmiştir. 

ADD Hamburg Tüzük için

(bkz.: Hakkımızda / Über uns)

(bkz.: Basın Açıklamaları)


Foto galeri: 

 ____________________

27 Ocak 2019 / Aydınlarımızı Anma Toplantısı dernek binamız Haus 7'de yapıldı.

27 Ocak 2019 Pazar günü dernek binamız Haus 7’de katledilen aydınlarımızı anlattık ve andık. Onlar Türk toplumunun nereden nereye sürüklendiğine bakıp, bunun nedenlerini sorgulayan, söylenmeyenleri araştıran, irdeleyen, uyaran, uyandırmak suçunu işleyen aydınlarımızdı. Onlar düşünmek, konuşmak, sormak, sorgulamak suçunu işledikleri için katledildiler.

Bu etkinlik, 18 Mart 2018’de seçilen HADD Yönetim Kurulu üyeleri ve M. Serdar Temur’la birlikte gerçekleştirildi.

Bu arada 10 Şubat 2019 tarihinde yapılacak seçimli Genel Kurul hazırlık çalışmaları ile yine Genel Kurulun görüşüne sunulacak tüzük değişikliği çalışmaları yoğun bir şekilde sürüyordu.


Foto galeri: 

____________________